Şehrin güneybatısında, Balıklıgöl platosuna hakim Dambak Tepesi üzerinde tüm heybetiyle yükselen Şanlıurfa Kalesi'ne hoş geldiniz. Çevresinde yapılan kazılarda günümüzden yaklaşık 12 bin yıl öncesine, Neolitik döneme ait yerleşim izleri bulunan bu köklü yapının, bugün ayakta kalan surlarının büyük bir kısmı 9. yüzyılda Abbasiler döneminde inşa edilmiştir. Stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca Haçlılar, Eyyübiler, Memlükler, Akkoyunlular ve Osmanlılar gibi sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış olan kale, şehrin çok katmanlı tarihi geçmişinin en önemli tanıklarından biridir.
Kalenin en çok dikkat çeken ve kilometrelerce uzaktan bile fark edilen simgeleri, halk arasında "Mancınık" olarak da bilinen yaklaşık 15 metre yüksekliğindeki iki devasa Korint başlıklı sütundur. Üzerlerinde Süryanice kitabeler bulunan bu anıtsal sütunlar, yüzyıllardır dilden dile aktarılan ünlü bir efsaneye konu olmuştur. Rivayete göre dönemin zalim hükümdarı Nemrut, Hz. İbrahim'i Balıklıgöl'ün bulunduğu alanda yakılan devasa ateşe atmak için bu iki sütunu dev bir mancınık sistemi olarak kullanmıştır. Sütunların gizemli duruşu, kalenin mitolojik atmosferini günümüzde bile canlı tutmaktadır.
Günümüzde Şanlıurfa Kalesi, şehri ziyaret edenlerin Balıklıgöl'ü, tarihi hanları ve eski Urfa evlerini kuşbakışı izleyebilecekleri en güzel seyir noktasıdır. Tarihi surların arasında yapacağınız bir yürüyüşle binlerce yıllık efsaneleri yerinde hissedebilir, özellikle gün batımında şehri kızıl bir örtü gibi saran o büyüleyici manzaraya karşı unutulmaz fotoğraflar çekebilirsiniz.
Bu mekanı iyi tanıyorsanız yazılı anlatım, ses kaydı,
fotoğraf ve güvenilir kaynaklarınızla katkıda bulunabilirsiniz.
Rehberlik yetkisi her mekan için ayrı değerlendirilir.